İnsanlık tarihinin en bilinmez keşfi

1983 yılının sonbahar aylarında toprağın tava geldiğini düşünen bir köylü, Şanlıurfa’nın 17 km doğusunda bulunan tarlasını sürmeye başladığında dünyanın gelmiş geçmiş en “esrarengiz” arkeolojik kazılarından birinin başlamasına sebep olacağından habersizdi. Toprak altında bulduğu oymalı taşın onun için sıradan bir taştan farkı yoktu. Olsa olsa “mahsulün bereketini kaçıracak” bir objeydi. Alıp bir kenara attı.

Bir kaç sene sonra taşı haber alan arkeologlar için durum farklıydı. Tarihin bilinmeyen bir dönemine ait buluntuların üzerinde dolaştıklarını düşündüler. Ama onlar da bu taşın hangi sırları ortaya dökeceğinden habersizdiler. Göbekli Tepe denilen bu yerde kazılara başladılar.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Gobekli-tepe-02.jpg

1996 yılında Alman Arkeolog Harald Hauptmann danışmanlığında başlatılan çalışmalarda her kazma vuruşta kafalar karışıyordu. Klasik bir arkeolojik araştırmadan beklendiği gibi ortaya çıkan bulgular soru işaretlerini aydınlatacağı yerde arkeologların şaşkınlığını daha da artırıyordu. Bulunan yapılar, heykeller ve simgeler, insanlık tarihiyle ilgili o güne kadar bilinen hiçbir şeyle uyuşmuyordu!..

The Guardian gazetesinin attığı başlık bu kafa karışıklığını oldukça iyi anlatıyordu: “Arkeologları şaşkına çeviren kazı alanı!..” (*)

Göbekli Tepe’nin ünü bir anda dünyaya yayıldı. Konuyla ilgili haber ve köşeyazıları peşpeşe neşredilmeye başladı. Sıradan insanlar bile, hiçbir uzmanın tatmin edici bir açıklama getiremediği Göbekli Tepe’yi konuşmaya başlamıştı. Herkes şaşkındı çünkü, her şeyden önce bulunanlar tamı tamına 12.000 yaşındaydı. İngilizler bunu; “vay be, Stonehenge’den bile 7.000 yıl daha eski” diye ifade ediyorlardı.

Aslında Göbeklitepe insanlık tarihiyle ilgili bugüne kadar bilinen her şeyi yerle bir ediyor, birkaç yüzyıldır kafalara yerleştirilen algıyı sarsıyordu. Başka bir ifadeyle biraz önce değindiğimiz, ingilizlerin 19. yüzyılda kurguladığı tarih anlayışının çöktüğünü gösteriyordu.

Göbekli Tepe’de bulunan 20 adet bina, devasa büyüklükteki kayaların ayağa dikilmesiyle oluşturulmuş, özenle süslenmişti. Arkeologlar şimdilik bunların birer tapınak olduğunu sanıyorlar ki her bulunan gizemli binayı tapınak olarak vasıflandırmak da bir ingiliz kurgusudur. Bu kalıntılar ilk taş binaların yapımcısı olarak bilinen Sümerlerden bile 7 bin yıl daha eskidir. İnsanlığın henüz tahtadan imal ettikleri ok ve zıpkınlarının ucunu sivriltmeyi bile yeni öğrendiği düşünülen MÖ. 12 binlerde bu büyüklükte özenle inşa edilen binalar nasıl yapılmıştı?

Bilim insanları, aynı soruların benzerini daha önce İngiltere’deki “Stonehenge” ve Mısır’daki “Piramitler” için de sormuşlardı. “Teknolojinin çok geri olduğu varsayılan bir çağda, insanlık bu büyüklükteki yapıları nasıl inşa edebilir?” sorusu tarihin başlıca merak konusuydu. Göbekli Tepe bulguları, bu soruları bile “anlamsız” kılmıştı. Zira burada ortaya çıkarılan yapılar; Stonehenge’den 7.000, Piramitler’den 7.500 yıl eskiydi.

Bazı taşlar Stonehenge’dekinden çok daha iriydi ve Stonehenge taşları kabaca oyulmuş, özelliksiz kayalardan oluşurken, Göbekli Tepe’dekiler ince resim ve işlemelerle donatılmıştı.

Buluntuları inceleyen National Geographic araştırmacısı, ingiliz kurgusunda tarif edilen o dönem “insan sürüsü”nün böylesi binalar yapabilmesini, “üç yaşında bir çocuğun elindeki oyuncak tuğlalarla Empire States’i inşa etmesiyle eş değer” görür.

Peki bu insanlar kimlerdi?.. Nasıl yaşarlardı, neye inanırlardı gibi sorulara verebileceğimiz hiçbir cevap bulunmuyor. Çünkü günümüzden o kadar eskide yaşamışlardı ki, bu insanlarla ilgili uzmanların elinde “yazılı” hiçbir belge yok.

Bu nedenle bilim insanları kayalar üzerine resmedilmiş motiflerin anlamını çözmek için uğraşıyorlar. T şeklindeki sütunların hepsinde elleri karınlarında insanlar görülüyor. Bu şekillerin ne anlama geldiğini kimse bilmiyor. Ancak taşa kazınan sembollerden bazı tahminlerde bulunabiliyorlar. Şekillerden birinde dünyaya çarpan bir gök cisminin kazındığı tespit edilmiş. Buna göre bu insanlar astronomiyi biliyorlar ve bu yapılan binalar da bir rasathane olabilir diye düşünüyorlar.

Göbekli Tepe’nin esrarı bu kadarla da sınırlı değil. Yapı, inşa edilmelerinden tam 1.000 yıl sonra tonlarca toprak taşınarak örtülüyor ve üzerleri tamamen kapatılıyor. Yapımı için büyük çaba harcandığı belli olan bu eserlerin neden daha sonra yine muazzam bir emek harcanarak gömüldüğünü anlamak mümkün değil.

(*) The Guardian, “The site that stunned archaeologists”, April 22, 2008

Ahmet Sarbay, Tarihin Cemaziyel Evveli, Kitapita-2020

Sevebilirsin...