Osmanlı’da Kadın

PaylaşTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someoneShare on TumblrPin on Pinterest

Osmanlı'da Kadın

Lady Mary Wortley Montagu‘nun, Türkiye’den yazdığı meşhur mektuplarından ilkini postaya verdiği tarihin üzerinden (3 Ağustos 1716) neredeyse 300 yıl geçti.

Otuzu Türkiye’ye ait 52 tane mektup, Türk tarihinin bir dönemini, bütün sosyal özellikleriyle tanıtmaktadır. Halkla ilişkiler (Public Relations) dalının ortaya çıkmasından çok önce, bir ülkenin insanlarını tanıtmanın en çarpıcı örneğini sunmuştur.

Bir dostuna; “Türkiye’den selam ve sevgilerle” diye başladığı mektuplardan birinde; “Size önce, girmiş olduğum Türk kıyafetinde kendimi anlatayım” diyor;

“Ayağımda bir şalvar var; ince, gül pembesi damıskadan yapılmış, kenarı gümüş sırmalı… Bu şalvar, bacakları sizin iç eteklerinizden daha güzel saklıyor. Terliklerim beyaz deriden ve üzeri altın işlemeli… Şalvarımın üstüne, ince beyaz ipekten, kenarları baştan başa işlemeli, kolları yarı yarıya kadar açık bırakan bir tül gömlek sarkıyor. Gömleğin iki yakası elmas bir düğmeyle ilikli…”

On sekizinci yüzyılın İstanbul kadınını, kendi kişiliğinde yaşatarak bu kadar renkli ve güzel resimlemiş olan Lady Montague, tuhaftır ki İngiliz yazarları arasında biraz kuşku ile karşılanmış, onun hareme girip girmediği, bu yazdıklarının aslı olup olmadığı çok tartışılmıştır. Yazarların hayal ufuklarını zorlamasının sebebi, yaşadıkları pis hayat ve İngiltere dışına çıkmamış olmaları ve kıskançlıklarıydı. Oysa Lady Montague’nun yazdıkları, batı dünyasının bilmediği bir hayatın inanılmayacak kadar zengin güzelliklerini aksettiriyordu. Türk kadını için şöyle diyordu Lady Montague;

“Belki de dünyanın bütün kadınlarından daha hür… Hayatı hiç aksatmadan, zevkle süren, kaygılardan uzak yaşayan, boş vaktini komşu ziyaretleriyle, hamamlarda yıkanmakla, ya da bol para harcayıp yeni yeni modalar çıkarmakla geçiren yeryüzündeki tek kadın…”

Bir başka mektubunda şunları yazmış;

“Bu milletin din ve töreleri hakkında eksik bilgimiz var. Dünyanın bu tarafına seyrek geliniyor. Gelenler de ticaretten başka bir şey düşünmeyen tüccarlar. Türklerse, bunlarla yüzgöz olmayacak kadar ağırbaşlılar. Bu sebeple tüccarların getirdikleri bilgiler yalan yanlış oluyor.”

Lady, III. Ahmet Han devri Türkiyesinde gördüklerini olduğu gibi aktarsa da yine de taraf tutuyordu. Bunun sebebi, yetiştiği ortam ve İstanbul’da sadece 1 sene kalmış olmasıydı. Ama olsun, kendi memleketinin o tarihlerdeki yaşayışına oranla, Türkiye’de bulduğu bazı üstünlüklere kapılarak Türklerin tarafını tuttuğu da oluyordu.

Türk hoşgörüsü

İngiltere’de hayat tarzı henüz ilkel durumdayken, mesela banyo nedir bilinmezken, hela ihtiyaçları oturma odalarında, perde arkasında giderilirken, dini inançların şekilendirdiği ferah, düzenli ve temiz bir Türk yaşayışının özelliği, Lady’yi etkilemeye yetmişti. İstanbul’dan kız kardeşlerine, kızına, bazı seçkin dostlarına yazdığı mektuplarında üst üste hep bunlardan bahsediyordu. Mesela bir Türk hamamı için şöyle diyordu;

“Avrupa’da hiçbir saray düşünemem ki, orada yabancı bir kadına karşı bu kadar namusluca davranılsın. Hamamda iki yüz kadar kadın vardı. Hiçbirinde bizdeki gibi alaycı gülüşmeler ve fısıldaşmalara rastlamadım. Üstelik benim için (güzel… çok güzel) dediklerini işittim.”

Ahmet Sarbay, Geçmişe Mazi Derler 2003.
The Letters and Works of Lady Mary Wortley Montagu, London, 1861.

Sevebilirsin...