Etiketlendi: Osmanlı

Müneccimler

Müneccimler, Osmanlı döneminde bugünün astronomları ve meteoroloji uzmanlarının yaptığı işleri yapan meslek erbabıdır. Osmanlı Ordusunda da müneccimlik makamı vardı ve Ordunun bir yerde konaklaması veya yola çıkması için hava şartlarını inceler, buna göre lojistik...

Kuluçka Makinesi Ne Zaman Bulundu?

“Osmanlı vilayet merkezi Kahire’de, bir Türk işadamının kuluçka fırınları vardır. Yer altında yapılan bu fırınlar kerpiçtendir. Üzerlerinde bacalar vardır. Bunlar fazla olan ısının çıkması içindir. Bir fırın binasında genellikle yirmi dört fırın bulunur. Bunlar...

Kahraman Kalpazan

Barış zamanında suç sayılan bir iş, eğer savaş sırasında “vatan için” yapılmışsa, kutlu bir hizmet olarak görülür. Hikayemizin kahramanı Mehmed Muzaffer de böyle bir olayla anılır. Ancak bir farkla ki; ömrü boyunca bir kez...

Beşiktaşlı Yahya Efendi

Yahya Efendi Kanuni ve II. Selim Han döneminde İstanbul hayatına damgasını vurmuş bir kişidir. Kanuni’nin süt kardeşidir. Her ikisi de Trabzon’da aynı senede ve aynı haftada dünyaya gelir. Kanuni doğduğunda annesi Aişe Hafsa Hanımın...

Yedi Sekiz Hasan Paşa

Hasan Paşa 1240 (1824-1825) yılında Çorum’da doğar. Babası Mustafa Ağa, annesi de Kezban Hanımdır.II. Abdülhamid Han döneminin ünlü Beşiktaş karakol komutanıdır. Tarihe geçmesine neden olan hadise de sadece bir sopa ile ihtilali önlemesiydi. …...

Aylardan Ağustos

Ağustos kelimesi Roma İmparatoru August‘ten gelir. Muhteşem, asil, yenilmez manalarına gelmektedir. İsmini bir aya vermişlerdir. Ama yeryüzündeki hiçbir topluluk Türkler kadar Ağustos ayı ile özdeşleşmemiştir. Ağustos’un her günü bir destan ve bir şehnamedir. 1...

Şövalye Tarikatleri

Filistin’de kurulan Kudüs Krallığı’nın ilk yıllarında iki tarikatin yıldızı parlar. Bunlar Templier ve Hospitalier tarikatlarıdır. “St. Jean Şövalyeleri” de denilen Hospitalier Tarikatı, kiliselerinin yanında hasta ve yaralı askerleri için bir hastane kurarlar. Kurucusu, “St....

Sen de Övün Mariyan!

Ünlü Fransız edebiyatçısı Lamartine, II. Mahmud Han döneminde İstanbul’a gelir. Gayesi bir Türkiye Tarihi yazmaktır. İnsanlarımızı tanımaya çalışır. Tanıdıkça hayran olur. Öyle ki, ülkesine döndüğü zaman Viktor Hugo; “Türkleri bu kadar sevmene bir anlam...