Gizlenen Haçlı Seferi

gizlenenhacli

Kudüs’ün Haçlılarca ele geçirilmesi Avrupa’yı sevince boğar. Ancak ordunun yüzde doksanının Anadolu’da telef olduğunu, Kudüs’te ise az sayıda haçlı olduğunu öğrendiklerinde takviye için üç büyük ordu toplanır. Tabii Papalığın üstün gayretleriyle… İşte bu sefer, batılı tarihçilerin bilerek gizlediği ve “haçlı seferleri listesine dahil etmedikleri” seferdir.

Lombardlardan oluşan ilk kafile 1100 yılı Eylülünde Kuzey İtalya’dan yola çıkar. Daha sonra bu orduya Alman ve Fransızlar da katılırlar. İstanbul’a geldiklerinde bir önceki seferde Antakya’ya yerleşen haçlıların lideri Lombardlı Bohemund ve yeğeninin Niksar’da hapsedildiğini öğrenirler. Önce bunları kurtarmaya karar verirler. Bizans İmparatoru Alexius’un, Anadolu’nun içlerine girmemeleri hususunda yaptığı bütün ikazlara kulak tıkarlar. I. Kılıçarslan da, İmparatorun bu vesvesesini boşa çıkarmaz.

Haçlılar için Ankara’dan sonra güçlükler başlar. Türk süvariler tepelerde boy göstermeye başlamıştır. I. Kılıçarslan haçlıların önünde sürekli geri çekiliyormuş gibi yapar. Niksar istikametinde olduklarından Haçlılar durumdan şüphelenmezler. Türk süvarileri ise yan vadileri takip edip ordunun öncü ve artçılarına sürekli ağır darbeler indirirler. Böylece Merzifon ovasına kadar gelirler. Burada yapılan savaşta Haçlı Ordusu tamamen imha edildiğinde takvimler 1101 Ağustosunun ilk günlerini göstermektedir.

Fransızlardan oluşan ikinci ordu, birincisiyle buluşabilmek için takiptedir. Ankara’ya geldiklerinde izlerini tamamen kaybederler. Konya istikametine yönelirler. Durumu haber alan Kılıçarslan, Merzifon savaşından tam 8 gün sonra Konya’nın biraz ötesinde Haçlıların önüne çıkar. Birkaç şövalye ve Kont Guilaume dışında bütün ordu kılıçtan geçirilir. Kont, maiyeti ile birlikte Antakya’ya sığınır.

Kılıçarslan Fransızları doğramakla meşgulken üçüncü bir ordunun Konya’ya yaklaşmakta olduğu haberini alır. Gerçi daha önce bu ordunun İstanbul’dan hareket ettiğini öğrenmiştir. Bu sebeple bütün güzergahı boşaltmış, Haçlılara içecek su bile bırakmamıştı. Bu şekilde Konya’ya gelen ordu, yiyecek namına bir şey bulamazlar. Türk ordusu da ortalıkta görülmemektedir. Civardaki tek su kaynağı olan Ereğli’deki sulak alana kadar giderler. Burada pusuya yatmış Türklerin ani baskını sonucu imha edilirler.

Steven Runciman, batılı tarihçilerin görmezlikten geldiği seferi böyle anlatıyor. Aslında bu seferler, Türklerin Anadoluya iyice yerleşmelerini sağlamıştı. Papalık, dev gibi üç ordunun Anadolu’da adeta buharlaştığını görünce yeni bir sefere cesaret edemez. Ancak korktukları başlarına gelir. Urfa 1144’te Türklerin eline geçer. Bu kayıp haçlıları o kadar telaşlandırır ki, yeni bir Haçlı seferinin düzenlenmesine sebep olur.

A History of the Crusades: Volume 1, The First Crusade and the Foundation of the Kingdom of Jerusalem (Cambridge University Press, 1951)

Ahmet Sarbay, Geçmişe Mazi Derler, 2003

Sevebilirsin...