Mumya suyu

Ortaçağ Avrupasında tıp ve eczacılık oldukça şenliklidir. Mumya parçaları, mumya tozu; felç, koroner yetmezlik, zehirlenme, epilepsi hatta kemik kırıklarına karşı kullanılıyordu. Mısır’dan kaçak yollardan getirilen mumyalar Avrupalı doktor ve eczacılar tarafından kapışılıyordu. Tedavi sırasında mumyalar ya ağızdan alınıyor ya da merhem veya toz halinde kullanılıyordu.

1685 yılında dünya değiştiren İngiliz krallarından II. Charles, hem uzun ömürlü olmak hem de krallığının uzun sürmesi için mumya tozlarıyla vücudunu sıkıca sıvazlardı. Onu bu işe teşvik eden İngiliz doktorlarıydı. Kısa bir süre sonra tozlardan mikrop kaptığı için öldü.

200 yıl kadar süren bu manyaklık, modern tıbbın yerleşmesiyle “sona erdi” diyorsanız yanılıyorsunuz.

Lahitten çıkanlar hazine değildi…

2108 yılında Mısır’ın tarihi liman kenti İskenderiye’de siyah renkli bir lahit bulurlar. Tarihi liman kentinde inşa edilecek bir aparmanın temel atımı sırasında, yerin 5 metre altında bulunmuştur. Tahminen 2 bin yıllık lahdin içinde üç mumya vardır. Mumyalar kızıl renkte bir sıvı içerisindedir. Lahdi açarken bir hazine bekleyenler, üç bozulmuş mumya ve bulanık bir suyla karşılaşınca şaşırırlar. Koku o kadar iğrençtir ki arkeologlar kendilerini dışarı zor atarlar. Ancak çok ilginç bir olay yaşanır. Avrupanın değişik yerlerinden binlerce kişi “kırmızı sıvıyı içmelerine izin verilmesi için” dilekçe yazarlar. Sıvının tıbbi ve doğaüstü özelliklere sahip bir “mumya suyu” olduğunu düşünmüşlerdir. Ama aklı başında olanlar sıvının tuhaf renginin civa gibi bir zehirin varlığını işaret ettiğini düşünerek korkuya kapılır.

Bilim adamlarının önceliği bu garip sıvı değildir. Lahdin kime ait olduğunu anlamaya çalışırlar. Bazıları lahdin İskender‘e ait olabileceğini söylerse de Eski Eserler Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Dr. Mustafa Vezîrî‘ye göre lahit bir rahibe aittir. Bir başka yetkiliyse kafataslarından birinde görülen -muhtemelen- bir ok yarası, lahdin bir askeri görevliye ait olduğunu iddia eder.

Lahdin içindekini kimse umursamaz. Herkes esrarengiz kırmızı sıvıyı merak etmektedir. Başvurular yağmur gibi yağmaktadır. Yetkililer mecburen kırmızı renkli çamurumsu sıvıyı da araştırırlar ve tahlil sonuçlarını açıklarlar. Kırmızı renkli bulanık su, ne “mumyalar için iksir içeren bir su”, ne de “civa” dır. Aksine çok daha basit bir şey, yani kanalizasyon suyudur. Hatta hangi binaya ait olduğunu bile tespit ederler.

Innes McKendrick, video oyun programcısı

Ancak bu açıklama kimseyi korkutmaz, sıvının olağanüstü güçleri olduğuna inanmaya devam ederler. Dahası, bunun için “online” bir kampanya bile başlatırlar. İnternet üzerinden “insanların kara lahitteki kızıl sıvıyı içmelerine izin verilsin” başlığıyla düzenlenen kampanyada bir çırpıda 22.000’den fazla imza toplanır. Kampanyayı başlatan Innes McKendrick adında bir İskoç’tur. “Kara lahitteki kızıl sıvıyı bir çeşit enerji içeceği gibi içmemiz gerekiyor ki böylelikle güçleri bize geçsin” şeklinde bir açıklama yaparak mumya tozundan dünya değiştiren II. Charles’in ruhunu yadeder. Kendisine sıvının kanalizasyon suyu olduğu söylenince McKendrick şu tarihi sözü sarfeder: “Skeletons cannot poop, and that is a scientific fact…” (*)

(*) İskeletler kaka yapamaz ve bu bilimsel bir gerçektir.

KAYNAKLAR
New York Post,
Marnie O’Neill, July 23, 2018
www.ripleys.com/weird-news/mummy-juice/

Sevebilirsin...