I. Dünya Savaşı sayesinde yapılan keşifler

Savaşlar insanlığa keder ve yıkım getirir. Bununla birlikte, bugün tüm dünya tarafından kullanılan birçok harika keşfin savaşlar sırasında ortaya çıktığı bir gerçektir. Keşke tüm faydalı şeyleri savaşsız ortamda keşfedebilsek…

Birinci Dünya Savaşı, insanlık tarihinin en büyük ölçekli ve en kanlı askeri çatışmalardan biri olarak bilinir. Sadece asker değil, milyonlarca sivil de hayatını kaybetmişti. Savaşlar sırasında, silahlar modernize edilmekle kalmamış, rakibe öldürücü darbeyi indirebilmek için zehirli gazlar, denizaltılar, makineli tüfekler ve bombardıman uçakları gibi yüzlerce yeni silah türü test edilmişti. Bundan başka, savaşsız ortamda insanın aklına çok zor gelecek faydalı gelişmeler de sağlandı.

KAN NAKLİ
Tıp sahasında gerçek bir devrimdir. Savaşlarda insan ölümlerinin çoğu kan kaybından kaynaklanıyordu. 1917 yılında ilk olarak askeri hastanelerde kullanıldı. Daha önceleri kendilerine kan verilen hastaların bir kısmı yaşarken bir kısmı ölüyordu. Araştırıldığında kan gruplarının varlığı anlaşıldı. Buzdolaplarında saklayabilmek için teknolojiler geliştirildi. Sodyum sitratın pıhtılaşmayı önleme özelliğine sahip olduğu keşfedildi.

ESTETİK CERRAHİ
Yüz yaralanmalarında vücudun diğer bölgelerinden alınan derinin nakledilmesi için ilk operasyonlar Yeni Zelandalı cerrah Harold Gilles (1882-1960) tarafından yapıldı. Doktor, cephe gerisindeki İngiliz hastaneinde, yeni yaralanmış askelerin şekilsiz yaralarını büyük ölçüde tedavi etti. Ameliyatı olabildiğince verimli hale getirmek için heykeltıraşlara danıştı. Çatışmaların sona ermesinin ardından “Yüz Plastik Cerrahi” kitabını yayınladı. Dünyanın ilk estetik cerrahi kliniğini açtı.

ALÜMİNYUM PROTEZLER
Hafif, dayanıklı ve olumsuz etkenlere dayanıklı alüminyumdan yapılan ilk protez uzuvlar, Birinci Dünya Savaşı sırasında seri olarak üretildi. 1912’de uçak kazasında bacağını kaybeden pilot kardeşi için İngiliz mühendis Charles Desutter tarafından böyle bir protez tasarlanmıştı. Savaş sırasında, bu tecrübe işe yaradı. Metal protezler ahşap olanlardan daha pahalı olsalar da daha uzun ömürlüydüler. Pek çok asker bu cihazları kullanarak normal hayata dönebildi ve hatta çalışabildi.

KUVARS (quartz) LAMBALARI
Savaşın madurları sadece askerler değildi, siviller de eziyetini çekiyordu. Özellikle çocuklar çok sıkıntı çekiyordu. Yeterince yiyecek olmaması açlıktan başka olarak çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına sebep oluyordu. 1918’e gelindiğinde Berlin’deki birçok çocuk raşitizmden muzdaripti. Doktorlar bu esrarengiz hastalığı nasıl tedavi edeceklerini bilmiyorlardı.

Alman doktor Kurt Guldchinsky bir dizi deneyden sonra insanları ultraviyole ışın vererek tedavi etmeye karar verdi. Bunun için, farklı yaşlardaki dört çocuğu aldı ve onlara kuvars lambaları kullanarak ışın verdi. Zamanla, çocukların kemik dokusunun güçlenmeye başladığını ve vücudun iyileşmeye başladığını gördü. Böylece çağın en büyük tıbbi atılımlarından birini yaptı.

MAVİ CERRAH ÖNLÜKLERİ
Mavi ameliyat önlüklerinin ve kıyafetlerinin görünümünü Fransız doktor René Leriche‘ye borçluyuz. O güne kadar tıbbi kıyafetlerde siyah ve beyaz renkler kullanılıyordu. Cerrah önlüklerinin yıkama sırasında daha steril işlem görmesi gerekiyordu. Renk farklılığı yıkama sırasında çok işe yaradı. Fikir o kadar başarılı oldu ki kök saldı ve dünya çapında bir standart haline geldi.

PİLATES
İngiltere’de yaşayan Alman asıllı olan Joseph Hubertus Pilates isimli bir vücut geliştiricisi, I. Dünya Savaşının patlak vermesinin ardından askerler için basit açma germe ısınma hareketleriyle yapılan bir kas güçlendirme programı hazırladı. Bunu uygulamak için de bazı basit aletler keşfetti. Savaş bittikten sonra kendisine ABD’nin New York kentinde bir spor salonu açtı ve bu egzersize kendi soyadını verdi.

HİDROFİL PAMUK (pamuk yünü)
Birinci Dünya Savaşı’ndan önce yaralar için akti bakteriyel özelliklere sahip bir bataklık yosunu olan kurutulmuş Turba yosunu (sphagnum) kullanılırdı. Pamuğu tıbda uygulanması 1914’te ortaya çıktı. İtilaf ülkelerinin ordularına ilaç tedariki yapan Kimberly-Clark şirketi tarafından patentlendi. Kadın sağlık personeli çok geçmeden kendi ihtiyaçları için (ped) kullanmaya başladı. Savaşın sona ermesiyle talebindeki düşüş ve bayanların ürüne olan açık ilgisi, Kimberly-Clark’ı ped yapmak için çok büyük, kullanılmayan askeri pamuk yünü kullanmaya yöneltti. 1920 yılında Cotex markalı ürünler satışa çıktı.

TRENÇKOT
Yağmurluk ta diyebileceğimiz paltonun daha incesi olan trençkotlar, ilk olarak I. Dünya Savaşı sırasında İngiliz askerleri tarafından giyilmeye başlandı ve popülarite kazandı. Su geçirmez trençkotlar, hafif ve korunaklı olmaları nedeni ile kalın ve pamuktan yapılan standart paltoların yerini almaya başladı. Trençkotların paltolara göre daha hafif olmasının bir başka artısı da ekstra silah cepleri barındırmasıydı.

ASKERİ KIYAFETLER
Askerler, yüzyıllar boyunca rakibine meydan okurcasına parlak ve renkli kıyafetler giyiyordu. Boer Savaşlarından itibaren kendini gizleme ihtiyacı duydu.

Toprak arazide tarlalar ve bahçeler arasında göze çarpmayan haki (arapça toprak anlamında) renk kullanılmaya başladı.

FERMUAR
1913 yılında, İsveç kökenli bir Amerikan vatandaşı olan Gideon Swindbeck, temelde yeni bir bağlantı elemanı türü olan “fermuar” için patent aldı.

İlk çıkış amacı askerlerin ve denizcilerin içerisinde para taşıdıkları bel çantalarını daha sağlam korumak olan fermuar, pratik kullanışı nedeniyle hızla yayıldı. Düğmeleri ilikleyip çıkarmak zaman aldığından hıla yayıldı. İlk uygulamalar İngiliz ve Kanadalı denizciler arasında yapıldı. Sonra pilotla giyeceklerinde fermuar kullanmaya başladılar. 1920’li yıllarda siviller arasında hızla yayıldı. 1930’lu yıllarda erkek pantolonlarında fermuar kullanılmaya başladı.

PARAŞÜT
Paraşüt konseptinin Rönesans’ta Leonardo da Vinci tarafından geliştirildiği tahmin edilse de kullanım fırsatı bulunamamıştı. Muhtemelen ilk kullanan Lagari Hasan Çelebi idi. 1600’lü yıllarda IV. Murad Han‘ın huzurunde roketle göğe çıkma gösterisi yapmış tahminen 300 metreden yere yumuşak iniş yapmıştır. Evliya Çelebi bunu kartal kanatlarını açarak yere indi diye anlatır.

1912’de Rus aktör ve mühendis Gleb Kotelnikov pilotun yanında taşıyabileceği dünyanın ilk kompakt sırt çantalı paraşütünü tanıttı. İlk çoklu kullanım 1918’de Fransa savaşlarında gerçekleşti. Rusların gelişimi sadece pilotları belirli ölümlerden kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda çeşitli kargoların ve hatta gerekirse patlayıcıların teslim edilmesine de yardımcı oldu.

Barış zamanında, paraşütle atlama dünyanın farklı ülkelerinde popüler hale geldi ve paraşüt, ulaşılması zor yerlere, havacılıkta acil frenleme cihazları olarak ve uzay aracını dünyaya geri döndürmek için bir araç olarak kullanılmaya başlandı.

KOL SAATİ
Birinci Dünya Savaşı öncesinde saatler zincirli olarak cepte taşınırdı. Yelekte küçük bir cep olurdu. Zincirin bir ucu saatte bir ucu yelek düğmesine bağlıydı. Kol saati ise zengin kadınlar tarafından kullanılan bir aksesuardı.

Erkekler arasında kol saatini ilk olarak Birinci Dünya Savaşı pilotları “mecburen” kullanmışlardı. Sonra askeri birlikler arasında yayıldı. Buradan da siviilere geçti.

PASLANMAZ ÇELİK
İngiliz metalurji uzmanı Harry Brearley tarafından neredeyse tesadüfen keşfedildi. İngiliz ordusu,

İngiliz metalurji uzmanı Harry Brearley tarafından neredeyse tesadüfen keşfedildi. İngiliz ordusu, savaş sırasında silahlarının daha geç bir sürede tahrip olmasını sağlamak için daha kuvvetli materyaller arayışındaydı. Harry Brearley topçu namluları için ısıya dayanıklı bir alaşım oluşturmaya çalıştı. Deneme üretimleri yaptıysa da beğenmeyip çöpe atıyordu. Bir süre sonra atılan alaşımlar küflenirken aralarından bazılarının küflenmediğini farketti. Bunların krom eklenerek elde edilen çelik olduğunu farketti.

Bu keşif hem askeri sanayide hem de sivil hayatta faydalı oldu. Hava aracı motorları, tıbbi araç gereçler, mutfak aletleri imal edildi.

ÇAY POŞETLERİ
Savaşın başlamasından hemen önce, New Yorklu girişimci Tom Sullivan tarafından tesadüfen keşfedildi. Minik ipek torbalarda çay satarak geçimini sağlıyordu. Bir gün torbalardan biri yanlışlıkla sıcak suya batığında çayın renginin mükemmel bir şekilde suya geçtiğini gördü. Hemen ipekten bir fincanlık çay poşetlerinipiyasaya sürdü. Ancak ilk seri çay poşeti üretimi, Dresden’den Teekanne şirketi tarafından cephede kuruldu. Daha kullanışlı olması için ipek yerine gazlı bez kullanıldı. Askerler arasıda hızla yayıldı, “çay bombası” adıyla meşhur oldu.

İLK SİHA (Silahlı İnsansız Hava aracı)
Wright kardeşlerin ilk uçak deneylerinin başarılı olmasından 15 yıl sonra ABD ordusu kardeşlerden Orville Wright ile ilk insansız hava aracı imalatı için anlaştı. Tüm deneyleri Charles Kettering isimli bir mühendis yönetti. 1918 yılında başarılı bir şekilde insansız olarak havada uçabilen bomba ürettiler. Bu bomba tam 120 kilometre komuta menziline sahipti.

PREZERVATİF
Orta Çağ’da Avrupa’da kasıp kavuran frengi hastalığından korunmak için tasarlanan prezervatifi ilk olarak 16. yüzyılda İtalyan doktor Gabriel Fallopius keşfetti. 300 yıldan fazla bir süredir kilise ve toplum tarafından şiddetle kınandı. Zira doğum kontrolü için değil gayri meşru ilişkiler için kullanılıyordu.

İlk olarak Alman ordusu Birinci Dünya Savaşı sırasında askerlerine prezervatif dağıttı. Hemen arkasından Fransızlar da aynı yolu izledi. Asker arasında sıkça yayılan cinsel hastalıkların hızla azalması üzerine 1917’de İngilizler tarafından benimsendi. Zira 1917 itibariyle, İngiliz Ordusu saflarında 400.000’den fazla frengi (sifiliz) hastası vardı.

Herşeye rağmen 1960’lı yıllara kadar prezervatif adı yüksek sesle konuşulmadı, insanların mahreminde kaldı. Günümüzde prezervatif dünyanın her yerinden satın alınabiliyor.

Sevebilirsin...