Sovyet Rusya efsanesini bitiren bebe

Yakın geçmişte iki kutuplu bir dünyada yaşıyorduk. Bir ucunda kapitalist ABD, diğer ucunda komünist SSCB ve ikisi arasında sıkışan dünyanın geri kalanı… İstedikleri gibi aleme düzen veriyorlardı. Bunu yaparken de sıcak çatışmaya girmiyor, adına soğuk savaş dedikleri psikolojik bir mücadele yapıyorlardı veya aralarında anlaşmışlar bize böyle davranıyorlardı.

Ancak esen rüzgardan Türkiye başta olmak üzere dünyanın onda dokuzu rahatsızdı. ABD sürekli, Sovyet Rusya’nın (o zamanki adıyla SSCB) ülkeleri ele geçirip “komünist dikta” kuracağını, insanların elindeki herşeyi alacağını söylerken, Sovyet Rusya da ABD kapitalizminin herkesi sömürdüğünden bahsediyordu. Onlar soğuk savaşırken diğer ülkelerde ahali sıcak çatışma içindeydi ve gençler birbirini kırıyordu. Türkiye’de yaşananlar da farklı değildi. “Komünist Rusya çok güçlü, atom başlığı taşıyan yüzlerce balistik füzesi var, uzaya bile hakimler bugün yarın Türkiye’yi işgal edecekler” diye korku salıyorlardı.

Amatör pilot Mathias Rust (kırmızı tulumlu) Kızıl Meydan’da Sovyet yetkililerle birlikte

Bu hava, 25 Aralık 1979’da Sovyetlerin Afganistan‘ı işgal etmesine kadar sürdü. Koskoca süper gücün Afganistan’da, adeta batağa saplanmış debelendiğini görenler Sovyet Kızılordusunun bahsedildiği kadar korkulu olmadığını düşünmeye başladı.

Asıl darbe 28 Mayıs 1987’de yaşanan uluslararası bir skandaldı. 18 yaşındaki bir Alman genci olan Mathias Rust, tek motorlu pırpırlı bir uçakla Moskova’nın orta yerine, Kızıl Meydan’a inmişti.

Gazeteler, Mathias’ın hiç bir engelle karşılaşmadan Sovyet hava sahasını delip geçtiğini yazıyordu. Hani Sovyetlerin hava savunma sistemleri çok güçlüydü?.. Öyle ya, dünyanın en hızlı savaş uçaklarına, denizin altından bile fırlatılabilen güdümlü füzelere, uçak savar sistemlerine ne olmuştu da 18 yaşındaki gencin kullandığı tek motorlu uçağı farkedememişlerdi.

Skandalı katmerleştiren olay şuydu. O gün SSCB’nin “Sınır Muhafızları Günü” kutlanıyordu.

Bu olaydan tam dört yıl sonra Sovyetler Birliği tarihe karışmıştı. Öylesine hızlı dağılmıştı ki, uzaya aynı bayrak altında giden kozmonotlar dönüşte Rus, Ukrayna vs. vatandaşı olarak yeryüzüne iniyorlardı.

Mathias’ın olayında “kafa karıştıran” pek çok detay vardı. Herşey gerçekten medyada anlatıldığı şekilde mi gerçekleşmişti yoksa işin içinde başka şeyler mi vardı?.. Bunun cevabı bugün bile bilinmemektedir.

Mathias’ın babası bir elektrik mühendisiydi. Küçük yaştan itibaren oğlunu teknolojiye yönlendirmişti. Havaalanına gidip “Ben pilot olacağım” dediğinde 5 yaşındaydı. Arzusunu gerçekleşip brövesini aldığında ise 17’sindeydi.

Mathias bir uçuş kulübünden ABD yapımı hafif motorlu bir Cessna 172 kiraladı. Bu model Dünyanın en çok üretilen, en popüler eğitim uçağıydı. Kanatları yukarıda olduğu için kokpitte oturan pilot neredeyse arkasını bile görebiliyordu. Az yakar çok kaçar bir modeldi.

Deneyimsiz bir pilot olan Mathias neden Moskova’ya uçtuğunu Komsomolskaya Pravda gazetesine şöyle anlatmıştı: “Rusya’yı liberalleştirmek isteyen Sovyet Başkanı Michael Gorbaçov‘u destekliyorum. Batıda benim gibi düşünen çok insan olduğunu göstermek istedim.”

Mathias herşeyi hesaplamıştı. Üstelik Sovyet hava sahasını kolayca delebileceğini de farketmişti. Komsomolskaya Pravda’dan bir gazeteci yıllar sonra Rust’a neden Kızıl Meydan’ı seçtiğini sorduğunda ise şu cevabı vermişti: “Moskova’da başka bir yer bilmiyordum!..”

Mathias Almanya’dan hareket ederek Finlandiya’ya gitti. Helsinki’in hemen kuzeyindeki Nummela kasabasında son hazırlıklarını yaptı. 28 Mayıs sabahı tekrar havalanmadan önce dizlerinin titrediğini hissetti. Zira bulunduğu nokta ile Moskova arası kuş uçuşu 980 km, altındaki uçağın menzili ise 1.272 km idi. Yolda çok dikkatli olmak, haritadan kıl kadar sapmamak gerekiyordu.

Sonradan açıklanan raporlara göre uçak 12.21’de havalanmış, Finlandiya radarlarından saat 14.00’te kaybolmuş, 14.10’da da Sovyet hava savunma sistemleri tarafından farkedilmişti. Hemen havalanan MiG-21 ve MiG-23 uçakları Mathias’a yetişmesine rağmen düşürmemişlerdi. Daha önce 1 Eylül 1983’te, Güney Kore yolcu uçağını hiç acımadan düşüren Ruslar neden Mathias’a dokunmamışlardı?.. Bunun iki cevabı olabilir. Ya Kızılmeydan’a kadar farkeden olmadı veya ABD ile Gorbaçov arasında gizli bir anlaşma yapılmıştı.

Mathias, saat 18.30’da Moskova üzerine geldiğinde Kızılmeydan’ın insanlarla dolu olduğunu farketti. Bir başka iniş alanı ararken Bolshoy Moskvoretsky köprüsüne inmeye karar verdi. Tekerler yere değdiğinde saat 18.43 idi.

İlginçtir, görevliler halkın Mathias’la konuşmasına, birlikte fotoğraf çektirmesine ve imza almasına bir saat kadar müdahale etmediler. Daha sonra gözaltına aldılar. Üç ay sonra duruşmaya çıkarıp serserilikle suçladılar ve dört yıl hapse mahkum ettiler. Ancak bir yıl sonra serbest bıraktılar.

Mikhail Gorbaçov bu olayı siyasi muhaliflerle başa çıkmak için ustaca kullandı. Eski rejimin güç aldığı ordunun, bir savaş durumunda hava savunma konusunda nasıl havlu attığını ispat etti. Sovyet medyası, bu hikaye için generalleri adeta parçaladı. Yüzlerce subay görevden alındı. Artık SSCB, kızıl bayrak ve komünizm ortadan kalkmış, yerine Rusya, kapitalizm ve Çarlık Rusyası renklerini (mavi-kırmızı-beyaz) taşıyan bayrak ortaya çıkmıştı.

Biz Mathias’ın hikayesine geri dönelim.

Eve dönen Mathias’ı karmakarışık bir hayat bekliyordur. Pilot lisansı iptal edilir. Finlandiya makamları Mathias’ın uçağını düştü sanarak uzun süre arama yaptıkları için masraf olarak 100.000 dolar olarak talep ederler. Bir süre sonra hastanede kendisiyle görüşmek istemeyen hemşireye bıçak çektiği için 4 yıl hapse mahkum edilir ama nedense 1 yıl sonra serbest bırakılır.

Sonra herkes gibi çalışır. Kıyafet ve ayakkabı satar. Yaptığı işin SSCB’yi tarihe gömdüğünü öğrendiğinde Moskova’ya gider. Bir ay kadar Gorbaçov’la görüşmek istese de izin verilmez. Adam yerine konulmadığını düşünerek çok üzülür ve Güneydoğu Asya’ya yerleşmeye karar verir. 1996’da din değiştirip Hindu olur ve çok zengin bir çay tüccarının kızıyla evlenir. Daha sonra eşiyle birlikte Almanya’ya döner.

Tarihi uçak Almanya’da bir müzede sergilenmekte

Ancak burada Mathias’ın bazı garip alışkanlıkları olduğu anlaşılır. Bir giyim mağazasında pahalı bir süveter çalarken yakalanır ve ağır bir para cezasına çarptırılır. Çalışmak yerine para kazanacak farklı yollara başvurmaya devam eder. 2009’dan itibaren poker oynar, yoga dersleri verir. Yazdığı hatıralar yayınlanınca iyi para kazanır. Hatta yatırım bankacılarına analist hizmetler sunar.

Kullandığı uçak ilk olarak bir Japon koleksiyoncu tarafından satın alınır. Şu an Alman Teknik Müzesi’nde sergilenmektedir.

Sevebilirsin...