Cihan Padişahının Eylül Günleri

Cihan Padişahının Eylül Günleri

22 Eylül 1520: Baba Yavuz Sultan Selim Han 53 yaşında vefat eder.

30 Eylül 1520: Yavuz’un oğlu ve geleceğin Cihan hükümdarı Sultan Süleyman Han tahta çıkar.

1 Eylül 1521: Kanuni tahta geçeli henüz bir yıl olmuştur. Macarlarla Türklerin arasında halledilmesi gereken bir dizi problem vardır.

Macarlar kendilerine barış görüşmesi için gelen Divan-ı Hümayun’dan Behram Efendi’yi sebepsiz yere şehit ederler. Suçlu, Macar kralı Layoş’un yeğeni Kont Teleki Ferenç’dir. Layoş özür dileyip suçluları cezalandıracağı yerde zehir zemberek bir mektup gönderir.

Kanuni derhal Macaristan üzerine yürür. Ancak önce Macarları tahrik eden Sırpların tokatlanması gerekir. Belgrat kuşatılır. Bir ay dayanır ve 1 Eylül’de kendi elleriyle teslim ederler şehri…

25 Eylül 1522: Aradan yine bir sene geçmiştir. Akdeniz’in eşkiyası Rodos Şövalyeleri, her tarafı haraca kesmiştir. Sadece müslümanlar değil Hıristiyan teba da şikayetçidir bunlardan. Donanma Rodos’a asker çıkartır. Çok çetin bir dizi savaştan sonra 25 Eylül’de Rodos artık Osmanlıdır.

14 Eylül 1526: Mohaç’ta 250 bin kişilik orduyu 2 saatte perişan eden Osmanlı ordusu Macaristan’ın başşehri Budin (Budapeşte) üzerine yürür. Bu ordu, Avrupanın gördüğü en muhteşem ordudur ve Attila’nınki gibi kuru kalabalık da değildir.

20 Eylül 1526: Ordu Budin önlerine geldiğinde Macarlar başka çarelerinin kalmadığını görünce teslim ederler şehri. O artık Türkün “Nazlı Budin’i” olmuştur.

8 Eylül 1529: Macaristan’ın tamamen kaybedilmesi Avrupa’nın yıkımı olmuştur. Almanların ünlü Şarlken’i Avrupa’nın ağalığına soyunur. Eğer Kanuni’yi altederse bütün Avrupa’ya hükmedecektir. Zira İspanya, Almanya, Avusturya ve İtalya’ya hükmediyordu. Dahası Fransa Kralı Fransuva’yı da esir tutmaktadır. Bu cesaretle savaş açar Osmanlı’ya… 8 Eylül’de Birleşik Avrupa Haçlı Ordusu perişanlık ötesi bir mağlubiyet yaşar. Fransuva’nın annesi bir mektup gönderir Kanuni’ye oğlum tekrar Fransa kralı olsun diye. Kanuni ferman buyurur “Sen ki Frenk kralı…” diye başlayan muhteşem bir mektupla Fransuva’yı Fransa kralı olarak “tayin” eder. Şarlken mi dediniz?..

21 Eylül 1558: Şarlken, Kanuni karşısında birkaç kez daha şansını değer. Ancak siyaset ve harp meydanında şansa yer yoktur. Hepsi de Eylül ayında yaşanan Preveze zaferi, Viyana kuşatması, İtalya, İspanya, Portekiz sahillerinin tahribatını işite işite hastalanır. Tahtı bırakır. Bir manastıra kapanır. Osmanlının zafer haberlerini hergün işite işite ölür.

27 Eylül 1529: Tahta geçişinin yedinci yılında Orta Avrupa’nın tam olarak bizim olabilmesi için Viyana’nın da fethedilmesi gerekmektedir. Yol boyuncaki kale ve müstahkem noktalar tamamen düşürülerek Viyana önüne gelinir. Kanuni, kuşatmanın ilk Cuma gününde Cuma namazını onbinlerce askeriyle saf tutarak açıkta kılar.

28 Eylül 1529: Viyana şehrine ilk taarruz başlar.

27 Eylül 1534: Yavuz Sultan Selim zamanında Çaldıran’da hacamat edilmiş İran yeniden palazlanmıştır. Öyle ya, Türk ordusu Avrupa’da meşguldür. Doğu’da tekrar mezhep tahrikleri başlar. Hurufiler ortalığı kasıp kavurmaktadır. Kanuni muhteşem ordusuyla yürür İran’ın üzerine… Karşısına çıkan kuvvetleri birer birer ezerek Tebriz’i alır ki, bir İranlı şair; “Gitti İran’ın namusu” der. Oysa İran’ın namusu Şah İsmail’in karısı Taçlı Hatun’u Çaldıran’da bırakıp kaçtığı zaman gitmişti.

27 Eylül 1538: Şanlı Barbaros‘un amiralliğindeki Osmanlı donanması Birleşik Haçlı Donanması’nın 600 gemilik kuvvetini Preveze’de gömer suya… Avrupanın medar-ı iftiharı Andrea Dorya gece karanlığında kıl payı ölümen kurtulur. Ama olsun artık Dünyanın en büyük deniz gücü artık Osmanlıdadır.

20 Eylül 1563: İstanbul, tarihin kaydetmediği bir sel felaketi yaşar. Kasırga iki gece bir gün sürer. Deniz taşar, kıyı köyleri helak olur. Deniz surları tahrip olur. Topkapı Sarayı’na yıldırımlar düşer. Bu sırada avda olan Sultan Süleyman, dönüş yolu üzerinde Safraköy (Sefaköy) ile Çobançeşme arasındaki vadide sele kapılıp bir köylünün evine sığınarak hayatını kurtarır. Tarihçi Hammer, Devlet-i Osmaniye isimli eserinde; “Osman Gazi’den beridir bu coğrafya, böyle bir felaket görmemişti” der.

Aradan geçen bunca zamandan sonra tekrar yaşanmayacağını kim garanti edebilir? Yaşanırsa İstanbullunun hal-i pür melali nasıl olur? Vadilerde inşaat izni veren rical-i devlete hatırlatalım dedik.

5 Eylül 1566: Artık 72 yaşına gelmiş Muhteşem Süleyman Zigetvar önlerindedir. Osmanlı Devletini bir cihan devleti yapan büyük hükümdar cephede hayata gözlerini kapatır. Artık Viyana kapılarından Kalmuk Bozkırlarına, Kanarya adalarından Endonezya kıyılarına, Kazan’dan Afrika içlerine kadar olan dünyanın üçte ikisi Osmanlının bayrağı altındadır.

8 Eylül 1566: Muhteşem Hakan’ın cenazesi İstanbul yolunda iken Zigetvar’a Türk bayrağı çekilmiştir.

Ahmet Sarbay, Geçmişe Mazi Derler, 2003.

Sevebilirsin...