Beşiktaşlı Yahya Efendi

PaylaşTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someoneShare on TumblrPin on Pinterest

Beşiktaşlı Yahya Efendi

Yahya Efendi Kanuni ve II. Selim Han döneminde İstanbul hayatına damgasını vurmuş bir kişidir. Kanuni’nin süt kardeşidir. Her ikisi de Trabzon’da aynı senede ve aynı haftada dünyaya gelir. Kanuni doğduğunda annesi Aişe Hafsa Hanımın sütü kesilir. Bunun üzerine Yahya Efendinin annesi tarafından emzirilir. Geleceğin iki sultanı aynı yerde beraberce büyürler. Birisi cihanı fethederken diğeri gönüllere hükmeder. Ama Kanuni, Yahya Efendi’ye daima ağabey diye hitap eder. Beşiktaş’taki dergahını zaman zaman ziyaret etmesine rağmen Yahya Efendi bir kez olsun saraya ayak basmaz. Ama süt kardeşinin adaletle hükmetmesi için ona yardımcı olur.

Hazret, sadece dini ilimlerde zirve değildir. Tıp, matematik ve fizik gibi ilimlerde de otoritedir. Bütün bunlara rağmen çok sade bir hayat yaşar. Kazancını hep inşaat işlerinde kullanır. Pek çok öğretim kurumunun yanısıra, tıp okulu, kütüphane, cami, hamam inşa ettirir.

Osmanlı niçin yıkılacak?..

Beşiktaşlı Yahya Efendi'nin Kabri

Beşiktaşlı Yahya Efendi’nin Kabri

Bir gün Kanuni, çok geniş bir coğrafyaya yayılan Osmanlı ülkesini düşünür. Doğuda Endonezya, Batıda Amerika kıyıları, Kuzeyde İzlanda sahilleri, Güneyde ise Ümit Burnu arası Osmanlıdan sorulmaktadır. “Acaba” der Kanuni, “Bu devlet ne zaman zeval bulur, tarihe karışır?” İçini kemiren bu sorunun cevabını almak üzere Yahya Efendi’ye bir haberci gönderir. Yahya Efendi kağıtta yazılı sorunun altına iki kelime yazarak geri çevirir haberciyi; “Neme gerek”.

Koca Sultan cevaba şaşırır. Abisi ne demek istemiştir? Cevabını bizzat kendisi almak için atlar kayığa ve gelir dergaha…

Yahya Efendi tebessüm eder. “Birader” der, “Bir ülkede kötülükler ve kötü insanlar baş gösterdiği zaman, elinde yetkisi ve imkanı olan kimseler ‘Neme gerek’ diye umursamazlarsa zeval başlamış demektir.” Kanuni; “Osmanlı böyle olacak mı?” der. “Evet” diye cevaplar gönüller sultanı, “Günü gelince olacak.”

Aradan yıllar geçer. Neme gerek diyenler çoğalır.

Sultan I. Osman şehid edilmeye götürülürken herkes “neme gerek” makamındadır. Sadece bir tek kişi haykırır; “Naptınız Osman’ıma” diye… Ama sesi kalabalıklar arasında kaybolur gider.

Asırlar sonra Cuma selamlığı için hazırlık yapan Sultan Abdülaziz’in hanımına Serasker sıfatlı Hüseyin Avni Paşa sözle sarkıntılık yapar. Hem de sırmalı paşaların yanında. Bu görülmüş, duyulmuş şey değildir. Buna rağmen bir tanesi olsun buna tepki göstermez; “neme gerek” der. Bu umursamazlık milleti batağa sürükler.

Yahya Efendi bütün çağlara hitap eden bir ölçü vermiştir aslında… O gün geçerli olan bu söz, günümüz dünyası için de geçerli değil midir?

Tarih ilmini bunun için çok seviyorum.

Ahmet Sarbay, Geçmişe Mazi Derler – 2003

Sevebilirsin...