Dövmenin tarihi

Dövme, deriyi iğne ile delerek barut, sürme veya buna benzer bir toz yahut siyah veya mavi renkte bir boya ekmek suretiyle yapılır. Oldukça acı veren bir işlemdir. Kullanılan renk derinin alt tabakasına geçtiği için sabit kalır ve artık hayat boyunca kaybolmaz. Eskiden büyük ve küçük baş hayvanların safra kesesinden alınan “marara” adı verilen suyun, gaz lambasının isi ve sütle karıştırılıp dikiş iğnesiyle vücuda işlenmesiyle yapılıyordu.

Dövme, insanların hangi çağda adet edindiği bilinmeyen bir vücut süsleme sanatıdır. Biz ona “dövme” derken Araplar “veşm”, Acemler “hâl-i kübî”, Japonlar “irezumi”, Frenkler “tatouage”, Almanlar “tatow”, İngilizler “tattoo”, İtalyanlar “tatuaggio” İspanyollar “tatuaje” derler.

Yeni Zelandalı Maori şefi (1784)

Kelimenin Avrupa dillerinde aynı kökten gelmesi, Kuzey Amerikada Tahiti adasında yaşayan halkın vücut ve yüzlerini kaplayan dövmeleri gören Avrupalıların bu ismi vermesinden kaynaklandığı söylenir.

En eski dövmeli mumya MÖ 5 binli yıllara dayanır. Ortaçağ boyunca fazla göze batmaz. Sadece gemiciler, kabadayılığa özenen tipler ve medeniyetten uzak yaşayan insanların arasında yaygın olduğu bilinmektedir. Dövmeler süs oldukları kadar damga olarak ta kullanılıyordu. Yirminci yüzyıla gelindiğinde dövme kullanmayı en çok kullananlar Sovyet Rusya ve peyklerinde askerlik yapanlardı. Her sınıf kendi armasını-sembolünü dövme olarak kullanırdı.

2000’li yıllarda dövme yaptırmak tavan yaptı. Genelde hangi dilden olursa olsun anlamlı bir yazı veya küçük bir resmin dövmesi yapılırken bazıları abartarak vücudunda dövme yapılmadık yer bırakmıyorlar.

Herodot’un naklettiğine göre eski Trakya halkı arasında dövmeler sosyal sınıfları birbirinden ayırmak için kullanılırmış. Mesela esirlerin vücutlarına da sahiplerinin isimleri işlenirmiş.

Auschwitz kampında bir yahudiye verilen kimlik numarası

Hitler Almanyası döneminde buna benzer bir uygulamaya rastlıyoruz. Toplama kamplarındaki tutukluların kollarına kimlik olarak kullandıkları rakamları dövme yaparlardı.

Meşhur Fransız alimlerinden Louis Vivien de Saint-Martin, Hazarları anlatan 80 sayfalık kitabında, eski Hazar türklerinin sadece saçları değil bütün vücutlarını maviye boyadıklarını anlatır. Muhtemelen Hazar askerleri vücutlarını baştan aşağıya dövmelerle kaplıyorlardı.

El ve yüze yapılan dövme Türkiye’de yaşayan bazı hanımlar arasında oldukça yaygın idi. (Fotoğraf: AA-Cuma Sarı)

Türkiye’de özellikle güneydoğu anadoluda Suriye sınırına yakın yerlerde yaşayan hanımlar yüzlerine dövme ile işaret koyuyorlardı. Sadece güzellik için değil nazardan korunmak için de yapılırdı. “Dek” adı verilen bu işleme yeni nesil ilgi göstermiyor.

Dövmeler tarih içinde şifre olarak ta kullanılmıştı. Moğol istilasında Bağdat’ı Hülâgû’ya teslim eden hain vezir İbn Alkami bu yöntemi kullanmış, kölesinin saçlarını kazıtıp işgal bilgilerini dövmeyle nakşeder ve Hülagü’ya göndermişti.

Günümüzde dövmeler çoğunlukla deri altına değil, ten yüzeyine ve istenildiği zaman silinebilecek boyalarla yapılmaktadır.

KAYNAKLAR
Tattoo History, Steve gilbert, , Juno Books, NY-2000
Sur Les Khazars, Vivien de Saint-Martin, Paris-1851
Archaeology Magazine, November/December-2016
Written on the body: The Tattoo in European and American history, Jane Caplan, Prenceton University, NY-2000

Sevebilirsin...