Selahattin Eyyubi’nin Milliyeti

Selahattin Eyyubi

Selahattin Eyyubi

Eyyubiler melez bir aile olmakla beraber devlet her yönüyle bir Türk devleti özelliği taşırlar. Selahattin Eyyubi’ye yazılan iki kasidede açık olarak işaret edilmiştir. Bunlardan birisi, Halep’in fethi dolayısıyla yazılan “Müferricü’l kürûb” isimli eserdeki şu beyitlerdir:

“Arap milleti Türkler’in devletiyle yüceldi. Ehl-i salibin (haçlılar) davası Eyyûb’un oğlu tarafından perişan edildi.”

Diğer bir kaside de ise Akkâ’nın fethi münasebetiyle yazılan “Fevâtu’l Vefeyât” isimli eserdeki şu beyitlerdir:

“Allah’a hamdolsun ki Haçlı devleti zelil oldu. Türkler’le İslâm dini yüceldi!”

Selahattin Eyyubi’nin ataları ilk olarak Basra’da ortaya çıkar. Basra, Kadisiye zaferlerinden sonra kurulan şehirlerden birisidir. Buraya Muğîre bin Şu’be’nin Valiligi döneminde gelip yerleşen göçmenler arasında Yemenli Ravvadîler de vardır. Selahattin’in bilinen ilk ataları Yemen’den Basra’ya göç etmiş, Ezd kabilesinden gelmektedir ki, hadis-i şeriflerde kendilerinden övgüyle bahsedilmiştir.

İki nesil sonrası, 758 yılında esas isimleri Ravvad bin el Müsenna el Ezdi’ler olarak anılmaya başlanırlar. Bu dönemde Abbasî Halifesi Ebû Ca’fer el Mansûr tarafından Basra’dan alınarak aşiretiyle birlikte aşağı Azerbaycan’a yerleştirilirler. Selahattin’in ataları artık Tebriz bölgesindedirler. Ravvadiler sünnîdir. Dolayısıyla şii Azerilerle değil, sünnî Hezbâniyye Kürtleriyle ünsiyet kurup karışırlar.

Azerbaycan topraklarına bağlı Duvîn’e, diğer ismiyle Dvin’e bağlı Ecdânakan kasabasında otururlar. Bugün Ermenistan topraklarında kalan Dvin tarihi bir mekan olma özelliğini hala korumaktadır. Selahattin Eyyubi’nin ilk arap atalarının Kürtlerle ilk olarak karıştığı yer işte bu bölgedir.

Bu bölgeye daha önce yerleşmiş olan Hezbâniyye Kürtleri’nden kız alıp-kız verirler. Akrabalık bağları gelişir. Dört nesil sonra artık Ravvadiler kendilerini Hezbaniye Aşiretinin bir kolu sayarlar.
Hezbâniyye Kürtleri ile karışıp Kürtleşen Revvâdîler, XI. yüzyılın ikinci yarısında Selçuklular’ın hizmetine girerek zamanla Arap-Kürt-Türk karışımı haline gelirler.

Anadolu’da İslâm’ın ilk fütuhat dönemlerinde Selçuklu Sultanı Muhammed Tapar; onların tekrar Irak’a dönmelerini sağlar. Bağdat’ın 80 km kuzeyinde, sulak, verimli arazilerin bulunduğu Tikrit kalesine yerleşirler. Bu geri göçüşün esas sebebi Hıristiyan, Rus, Abaza ve Gürcülerin tacizi ve baskılarından korunmak içindir. Irak’a geri göçmekle hem can güvenliği içinde rahat bir ortam, hem de sürüler için geniş otlaklar bulurlar.

Sultan; Ravvadiler’in uyumu, itaati ve dirayetleri sebebiyle önce Selahattin’in dedesi Mervan ve babası Şazi’yi Tikrit Valiliğine getirir. Ravvadiler, halka adaletle ve devlete samimiyetle hizmet ederler.

Selahattin Eyyubi hakkında zamanın Arap şairlerinin, onun Arap kökenini bilmemesi ve onu “bir Türk” olarak övmesi de vardır. Haleb’in fethinden sonra Selahattin’e ithafen yazılan bir kasidede şöyle denir:

“…Türklerin devleti ile Arap milleti yüceldi. Ehli Salib’in saldırısı Eyyub’un oğlunun eliyle perişan edildi…”

Alman İmparatoru II. Wilhelm, Osmanlı hakimiyetindeki Kudüs ve çevresini ziyaret ederken, Şam’da Emeviye Camii’nde Selahattin’i de ziyaret eder. Onun adına bir ziyaret plaketi bastırarak, “Burada bütün zamanların en kahraman askeri, Sultan Selahattin’in mezarı önündeyim” diyerek ona hayranlığını ifade eder.

Bidaye ve’n Nihaye, İbnu’l Kesir Ebu’l Fida İsmail b. Ömer, (nsr. C.J. Tomberg), I-XII, Beyrut, 1965
el Kamil fi’t Tarih, İbnü’l Esir, Beyrut-1995
Müferricü’l Kürûb Fî Ahbâri Benî Eyyûb, İbn Vâsıl, thk. Cemâleddîn eş-Şubbâl, Kahire-1953.
Fevatü’l Vefeyât, Ebû Abdillâh Salâhuddîn Muhammed b. Şâkir b. Ahmed el Kütübî, Daru’l Kütübi’l İlmiyye, Beyrut-2000
Saladin: The Politics of Holy War, M.C. Lyons and D.E.P. Jackson, Cambridge-1982
Terry Allen, Ayyubid Architechture, Terry Allen, Chapter 3, Solipsist Press, Occidental, California- 2003

Sevebilirsin...