Dört Eşli Kurigalzu

PaylaşTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someoneShare on TumblrPin on Pinterest

 

Eskiler, anlatmak istedikleri bir gerçeği, kolay hazmolunsun diye hikaye şeklinde anlatırlar, sonra da mesajlarını verirlermiş. Size binlerce yıl öncesinden kalma bir Mezopotamya hikayesi sunuyoruz. Ne anlatmak isteğini de sona bırakıyoruz.

“Bir zamanlar Babil’de dört karısı olan Kurigalzu adında zengin ve güçlü bir adam varmış.

Kurigalzu bunlardan en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmezmiş. Günün her saatini onunla geçirmek en büyük zevkiymiş. Ondan ayrılmayı aklının ucundan geçirmezmiş.

Adam üçüncü eşini de severmiş. Onu çok kıskanır, üzerine titrermiş. Ona sahip olduğu için gurur duyduğunu her fırsatta dile getirir, çeşitli hediyelerle gönlünü alırmış.

Kurigalzu, ikinci eşine de ilgisiz değilmiş. Onu, çok sabırlı gördüğü için bir derdi olduğunda onunla dertleşir, onun yanında kendini huzurlu ve güvende hissedermiş.

Kurigalzu ilk eşiyle severek evlenmesine rağmen zamanla bu sevgi kaybolmuş. İlgi göstermez olmuş.

Ancak Kurigalzu’yu en çok seven de bu eşiymiş. Bir ihtiyaç olduğunda ilk bu koşarmış. Onun bu ilgisini diğer eşleri göze girmeye çalışıyor diye yorumlarmış.

Kurigalzu bir gün ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Öleceğini anlamış. O zamanların adetine göre bir koca öldüğünde karısı da ölüme gider, onu yanlız bırakmazmış.

Üzerinde titrediği dördüncü eşine, ölüm yolculuğunda kendine eşlik etmesini istemiş. Aldığı cevapla adeta yıkılmış. Eşi açıkça “Yaşım çok genç, biraz daha yaşamak benim de hakkım…” diye reddetmekle kalmamış, konağı terketmiş.

Ümidini kaybetmeden üçüncü eşine, “Biliyorsun seni çok seviyorum. Benimle birlikte öbür tarafa gitmeyi kabul eder misin?” demiş. Üçüncü karısı da hiç tereddüt etmeden reddetmiş. Boşanıp bir başkasıyla hayat süreceğini söylemiş.

İkinci eşine dönmüş ve, “Seni sadece bir eş değil aynı zamanda bir dost, bir sırdaş bildim. Kendimi senin yanında hep güvende hissettim. Artık ölüyorum. Bana eşlik eder misin?” diye seslenmiş. İkinci eşi şu cevabı vermiş. “Kusura bakma, sana ancak mezara kadar eşlik edebilirim. Sonrasında senin için yas da tutacağım. Elimden ancak bu kadarı gelir.”

Kurigalzu diyecek bir şey bulamaz. İlk eşinin yanına da gidemez. Kendisine merhametli davranan bu kadından utanır. Ancak ilk eş durumun farkındadır.

Kocasının yanına gelir. Büyük bir sevgi ve metanetle, “Sen benim sadece kocam değilsin. Çocuklarımın babası, bu ülkenin kralısın. Daima yanındayım, nereye gidersen git seni takip edeceğim” demiş.

Kurigalzu çok şaşırmış… Dahası, içini derin bir pişmanlık duygusu kaplamış. İçinden, “Keşke bir şansım daha olsaydı, bu kadına hak ettiği değeri verebilirdim” demiş.

Hikaye buraya kadar. Biz hikayenin vermek istediği mesaja bakalım.

Gerçek hayatta hepimiz dört hanımı olan bir Kurigalzuyuz.

Dördüncü eşimiz bedenimizdir; güzel görünmesi için ne kadar çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir.

Üçüncü eşimiz sahip olduğumuz servetimiz ve statümüzdür. Ölür ölmez başkaları sahip olacaktır.

İkinci eş ailemiz ve dostlarımızdır. Dertlerimizi onlarla paylaşırız, ölünce bizim için gözyaşı dökerler; ama bizimle ahirete gelmezler.

Birinci eşimiz ise ruhumuzdur. Çoğu insanlar Kurigalzu gibi ömür boyunca onu ihmal eder. Ancak o hiç bir zaman onları terketmez.

Olur böyle vakalar, Ahmet Sarbay