Osmanlı’da Ticaret Hayatı

PaylaşTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someoneShare on TumblrPin on Pinterest

Kont Luigi Ferdinando Marsigli

Kont Luigi Ferdinando Marsigli (Portresi)

“Gerek Türkler, gerek Türk imparatorluğunda yaşayan diğer milletler, ticaret alanında çok faaldir. Bilgili, mahir, dirayetli tacirlerdir. Bâb-ı Âlî’nin (Osmanlı İmparatorluk Hükûmeti) değişmez politikası, ticaretle uğraşanlara her türlü kolaylığı göstermektir. Osmanlı ilkesi, mümkün olduğu kadar ticarî malın girip çıkmasıdır. Ticarî yoğunlukta devletin geliri artmakta ve halk da o derecede zenginleşmektedir. Bâb-ı Âlî her zaman ağır ticarî vergiden kaçınmıştır. Zira ağır vergi kaçakçılığı artırmakta ve halkı yoksullaştırmaktadır. Osmanlı vatandaşlarının Avrupa halklarından daha müreffeh (refah içinde) olması bu yüzdendir.”

“Osmanlı ile savaş gibi sebeplerle ticaretini kesip sıkıntıya düşmeyen bir Avrupa devleti yoktur. Birçok Avrupa devleti, bazı maddeleri kesinlikle Osmanlı’dan almaya mecburdur. Türk imparatorluğunun kaynakları tükenir gibi değildir. Kumaş, iplik, bakır, deri sanayileri üstündür, Avrupa’da makbuldür. Gerek kesici, gerek ateşli silâhları, Osmanlı bunların ihracına askerî sebeplerle sınırlama koysa bile Avrupa’da çok aranır. Türk kerestesi gelmezse birçok Avrupa tersanesinde işler durur.

Türkler, Asya’dan ithal ettikleri malları da büyük stoklar hâlinde biriktirip bize çok pahalıya satarlar. Bu suretle Avrupa’nın Amerika’nın sömürgelerinden gelen gümüş ve altının bir kısmı da Osmanlı mallarını satın almak için harcanır. Ancak 1683’ten beri Osmanlı, eskisi derecesinde Avrupa’yı soyamamaktadır! Zira yeni asırda (1700’den sonra) Avrupa gemileri yoğun şekilde Hind Okyanusu’na giriyor. Hâlâ Karadeniz ve Kızıldeniz’i iç denizleri olarak Avrupalılara kapatıyorlarsa da, eskisi gibi Hindistan ve Uzak Doğu ile deniz ticaretimizi engelleyemiyorlar.

Bâb-ı Âlî, Avrupa’dan büyük paralar çektiğinin idrakindedir. Avrupa tacirlerine her şartta doğrusu her türlü kolaylığı sağlamıştır. Formaliteleri asgarîye indirmiştir. Avrupalı, malını bir Osmanlı limanına getirir. Boşaltır ve parasını alır. Osmanlı ülkelerinin içerilerine taşıyıp satamaz. Osmanlı, bu malları mahirâne bir şekilde bütün imparatorluğa dağıtır. Büyük kazanç sağlar.”

“Biz Avrupalılar, Beyoğlu’nda Avrupalı kolonisi içinde vakit geçirir, Osmanlı’yı tanıdığımız iddiası ile memleketimize döneriz. Osmanlı ailesinin içine girmek gerekir. Dış görünüşüyle Osmanlı Türkü, temiz giyinir, fakat biz Avrupalılar gibi süslü değildir. Gösterişi sevmezler. Dindardırlar. Kanaatkârdırlar. Evlerindeki masraf da ölçülüdür, bizdeki israf yoktur. Ancak mahremiyetlerine girince, hepsinin gerçek varlığı olduğu, bunu dışa vurmanın bir çeşit görgüsüzlük kabûl edildiği anlaşılır. Yoksul, sürekli yardım görür. Sokakta dilenen hiç yoktur.”

Osmanlıda Ticaret Hayatı

Kont Luigi’nin Osmanlı’yı Anlattığı Ünlü Kitap

Etat Militaire de l’Empire Ottoman, Kont Luigi Ferdinando Marsigli, II/57-61, Lahey-1732

Sevebilirsin...