Londra’da boğulmak ya da…

1700’ler Londra’sında Thames Nehri’nde boğulan birinin başına bundan daha kötü ne gelebilirdi?.. Şu gelebilirdi: Onu can havliyle sudan çıkaran kişi bilincini kaybetmiş zavallının mâbâdinden bağırsaklarına sigara dumanı vermeye çalışabilirdi.

Şaka yaptığımızı sanmayın; bu uygulama 1774’te Londra’da kurulan “Society for the Recovery of Persons Apparently Drowned” yani Boğulmuş Görünen Kişilerin Kurtarılması Derneği’nin önerdiği “ilk yardım” yöntemlerinden biriydi. Dernek bunu dönemin saygın tıp dergisi The Lancet’den öğrenmişti. Dergiye göre bu yöntem hayat kurtarıyordu.

O zamanlar ilk yardım kavramı pek bilinmiyordu. Ölüye dokunmak pek ilgi çekici gelmediğinden olacak, derneğin kurucuları, başarıyla sonuçlanan resüsitasyonlar için ödül vaadetmişlerdi. Ancak suda boğulmalarda kalp masajı ve ağızdan ağıza solutma gibi yöntemler kullanılmıyordu. Hatta ağızdan ağıza solutma özellikle kötüleniyordu. 1776’da İngiliz doktor William Hunter, bu yöntemin “ayak takımının ölü doğmuş bebeklerin yaşaması için yaptığı şeyler” olduğunu söylemişti. Bunun nedenlerinden biri, o dönemde hekimlerden pek de değer görmeyen ebelerin yüzlerce yıldır yenidoğan resüsitasyonunda ağızdan ağıza solutmayı kullanması olarak görülebilir.

Bir yönden haklıydılar. Zira o yılların Avrupasında insanlara sağlık dağıtan tebabet mensuplarında ağız ve diş sağlığı sıfırdı. Diş fırçalama olmadığından ağızda oluşan kötü kokular muhataplarını perişan ediyordu. Hiç kimsenin aklına dişleri düzenli fırçalamak gelmiyordu.

Boğulma vakalarında cildi ovalamak, kan almak gibi yöntemler deneniyordu. En korkuncu vücudun nahiyesinden tütün üflenmesiydi. Bunun için de körük ve nargile marpucuna benzeyen bir alet kullanılıyordu. Bu şekilde tütün dumanı bağırsaklara pompalanıyordu.

Boğulma vakalarının en sık görüldüğü yer Thames Nehri’ydi. Söz konusu dernek nehir kıyıları boyunca bir çok noktaya bahsettiğimiz aletlerden yerleştirmişti.

Uygulama şöyle oluyordu. Thames Nehri kıyısında yürürken su yüzeyinde birini hareketsiz gören hemen onu sudan çıkardıktan sonra, en yakın alet çantasına koşuyordu. Biraz tütün yaktıktan aletin borusunu zavallının kıçına yerleştirip sigara dumanını barsaklara pompalamaya başlıyor, sigara dumanının (nikotin) yaptığı uyarıcı etkinin kişinin kalbini yeniden çalıştıracağını sanıyordu.

Tarihin Cemaziyel Evveli, Ahmet Sarbay, Kitapita, İstanbul-2020

Sevebilirsin...