Osmanlı’da Aşk Sözleri

PaylaşTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someoneShare on TumblrPin on Pinterest

Osmanlı Böyle Severdi

Lady Montagu, İstanbul’dan Londra’ya 16 mart 1718’de gönderdiği bir mektubunda şöyle anlatır.

“Nihayet bana, yerine getirebileceğim bir görev verdiniz. Fakat bunun, sandığınız kadar kolay bir iş olmadığını da söylemeliyim. Eğer başka yabancılara nispetle daha meraklı olmasaydım yine reddetmek zorunda kalacaktım. İstediğiniz “aşk mektubu”nu elde ettim. Küçük bir kutu içindedir. Onu size, bu mektubumla gelecek olan Symrniote gemisinin kaptanına veriyorum. Tercümesi de aşağıdadır. Torbadan çekeceğiniz ilk parça küçük bir inci olacaktır. Bunu şu şekilde manalandırın; İnci: Sensin güzellerin genci…”

PUL: Derdime derman bul.
KAĞAT: (Kağıt) Bayılırım saat saat.
SABUN: Derdinden oldum zebûn.
GÜL: Ben ağlarım sen gül.
ÇUHA: Üstüne bulunmaz baha.
TARÇIN: Sen gel, ben çekeyim senin harcın.
SIRMA: Gözünü benden ayırma.
SAÇ: Başımasın taç.
TEL: Ölüyorum tez gel.

“Görüyorsunuz, bunlar şiirler şeklinde… Türklerde böyle bir milyondan fazla mısra var. Bir renk, bir çiçek, bir ot, bir meyva, bir taş parçası, bir tüy yoktur ki, kendine has bir anlamı ve mısrası olmasın.”

Lady Montague, bu mısraları arkadaşına Latin harfleriyle ama Türkçe olarak yazmış. Altına da şu şekilde İngilizce karşılıklarını koymuştur:

PEARL: Fairest of the young (İNCİ: Güzellerin genci)
JONQUIL: Have pity on my passion (PUL: Derdime derman bul)

Bazı yazarlar, Lady Montagu’nün bu tercümeleri kendisi yapacak kadar Türkçe öğrendiğini de söylüyorlar. Nitekim Şair Pope’a da, Türk divan edebiyatından birkaç şiiri İngilizceye çevirerek göndermiştir.

The Letters and Works of Lady Mary Wortley Montagu, London-1861

Sevebilirsin...